REFİK BAŞARAN’IN TÜRKÜLERİNDE KADININ YERİ
Doç. Dr. Faruk GÜÇLÜ
Refik Başaran Ürgüp ve Orta Anadolu türkülerinin en önemli simge isimlerinden birisidir. Refik Başaran türkülerinde, aşk, gurbet ve kadınlar özel bir yer tutarlar. Refik Başaran’ın türkülerinde kadın yaptığı işlerle, kaşları, gözleri, yürüyüşü, bakışı ile betimlenir.
Refik Başaran türkül
erinde kadının nasıl tanımlandığını betimlendiğini kısaca incelemek gerekirse;
Refik Başaran Kekliğin Gaya(kaya) da Sektiği Sekiş isimli türküsünde aşka ve sevgiyi büyük önem verdiğini vurgulamak açısından bir atıf yaparak
“Yarin iynesiynen(iğnesi ile) dikilen dikiş
Gıyamete(kıyamete) gadar(kadar) sökülmez imiş” demektedir.
Karadır Kaşların Ale Getirir isimli türküsünde ise;
“Evlerinin önü bir kötü yokuş
Gız gurbanın olurum bu nasıl bakış”
Vurgusu ile güzel bir kızın bakışını ve bu bakışın kendisi üzerinde yarattığı etkiyi anlatmaya çalışmıştır.
Su Destisi Bulanıh (bulanık)isimli türküsünde
“Mendil aldım on beşe
Yudum (yıkadım)serdim güneşe
Kızın deste gül ise
Ben de bir top menekşe”
Diyerek kendisini beğendiği kız ile kıyaslayarak kızın ailesine “kızın bir deste gül ise” diye bir tanımlamadan sonra “bende bir top menekşe” diyerek nazire yapmaktadır.
Yine Bahar Geldi Yine Yollar İşledi isimli türküsünde ise;
“Sarı mavi çiçeğim
Sen doldur ben içeyim
Sana basma yakışmaz
Mor kadifeden biçeyim”
Adına türkü söylediği kadını “sarı mavi çiçeğe” benzetmektedir. Ayrıca kadının giydiği basma giysiyi de kadına da yakıştırmayarak o zaman çok kıymetli ve pahalı olan mor kadifeyi önermektedir.
Bastım da Kırıldı İğdenin Dalı isimli türkü de ise;
“Karadır kaşların benzer kömüre
Şu sevdanın zararı çok ömüre”
- kadının kara kaşlarını kömüre benzetmektedir. Anadolu halk türkülerinde “karakaşa” yazılmış çok sayıda türküye rastlamak mümkündür.
Bacacılar Yüksek Yapar Bacayı isimli türkü de ise ,
“Altın dişli karam
Sırma saçlı karam”
Dizeleri ile sevdiği kadının altın dişini, esmerliğini ve sırma saçlı oluşuna vurgu yapmaktadır.
Yüce Dağ Başında Yayılır Yılan isimli türkü sözlerinde ise;
“Ağ gelinim indi’mola(yayladan geldimi ki) yayladan
Kaşın deyil (değil)gözün beni ağladan
Bu güzellik sana gadir(kadir) Mevla’dan
Gendin(kendin) gelin yürüyüşün gız(kız) gibi”
Sözleriyle beyaz tenli gelinin yayladan gelişi merak edilmekte, gelinin kaşına değil gözüne hayran olduğu ifade edilmektedir.
Çadır Kudurdum Düzlere isimli türkü sözlerinde
“Elinde süt küleği
Yarin ince eleği
Gaşlara gözlere vurgunum ben “
Beğendiği kadın, ince elek taşıyan ve elinde süt küleği olan, kaşı ve gözü güzel bir kadın olarak tanımlanmaktadır. Erzurum, Erzincan yöresi türkülerinde sıkça süt küleği ile ilgili türkülere rastlamak mümkündür.
Eremedim Vefasına Dünyanın isimli türküde
“Sorum aslın nireli(nereli)
Didi(dedi) elma yanahlı(yanaklı) da
Kiraz dudaklı da “
Kadının yanakları elmaya dudakları kiraza benzetilmektedir.
Keten Gömlek Filfili isimli türkü de
“Amman yandım nineler
İnc’elekten un eler
Keten gömlek altında
Tonbul biyaz(beyaz) sineler”
Refik Başaran türkülerinde güzel kadınlar önemli bir yer tutar . Dizelerde kadınlar yaptıkları işlerle birlikte tanımlanırlar.
Lirayı Bozdurayım türküsünde ise;
“Odam suva(sıva) dutmayor(tutmuyor)
Kumunan gatmayınca(katmayınca)
Öpme garın(karın) doyurmaz
Sarılıp yatmayınca “
Refik Başaran Lirayı Bozdurayım isimli türküsünde ilginç bir benzetmeye imza atmıştır.
Osmanlı’nın son dönemleri ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında ve büyük bir yoksulluk içinde yaşayan Orta Anadolu’nun özgün sesi Refik Başaran, Anadolu kadınını yaptığı iş, kullandığı iş aletleri ve güzellikleri ile anlatmıştır.
Refik Başaran türkülerini ölümünden uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen halen güncelliğini korumakta ve gelecek nesillere geçmişi aktarmaya devam etmektedir.
Yöremiz türkülerinin Anadolu’ya ve dünyaya yayılmasında tanıtılmasında önemli rol oynayan Refik Başaran’ın ölümü ile yarattığı boşluk henüz doldurulabilmiş değildir.